FELSEFE, SANAT VE İKTİDAR
Mehmet Akkaya

Sanatın çok yönlü olarak kavramsal çerçevede ele alınmasıyla ilgili olan entelektüel disipline sanat felsefesi deniliyor. Dolayısıyla sanatı ele alan bir kimse asıl olarak felsefe yapmaktadır. Sanatı yapıp, eseri ortaya çıkaran kişiye sanatçı diyoruz. Eserin, analiz ve açıklamalarını yapan kişi de sanat eleştirmeni adını alır. Sanatta ruhsallık araştırması yapan disiplini sanat psikolojisi olarak tanımlamak yanlış olmaz. Her kültürel faaliyet gibi sanat da tarihsiz değildir. Kendi başına tarih, merkezi sosyal bilimlerden birisidir. “Tek bilim tanıyoruz, o da tarih bilimidir” denilmektedir. Sanatın da tarih araştırmalarında bilgi nesnesi olması bundandır. Böyle çalışmalara sanat tarihi, bunu yapanlara da sanat tarihçisi denilir. Felsefe ise tüm bu ve benzeri disiplinlerin kesişim kümesinde konumlanarak sanat alanına projeksiyon tutmaktadır.

Gerek sanatın gerekse felsefenin iktidarlarla ilişkisi, tarihin her döneminde gergin ve gerilimli olmuştur. Platon sanatçıları ülkeden çıkarmanın, kovmanın politikasını yapmakta bir sakınca görmemiştir. Neden? Sanatın, insan yaşamında devrimci bir rol oynadığı daha erken uygarlıklar döneminde anlaşılmıştır. Sanatın kendine özgü dili ve üslubu, onu iktidar odaklarına karşı korunaklı kılmaktadır. Çünkü sanat, kurgu ve kuralsızlık olarak tasvir edilebilecek bir etkinliktir. Otoriteler karşısında sanatın da sanatçının da manevra yapacağı bir sahne her zaman vardır. Politika, bilim ve felsefede olduğu gibi sanatta bir doğrudanlık yoktur. Dolaylılık belirgin ögedir. Bu da sanata iktidar karşısında zengin olanaklar sunmaktadır. Bu yüzden de birçok düşün ve sanat insanı, görüşlerini estetize ederek dile getirme ihtiyacı duymuştur. Günümüzde de otoriteler, sanatçıları koşullamanın yollarını aramaktadır. İktidara muhalif olanlar ötelenir, sansüre, baskıya ve saldırıya maruz kalırken iktidar yanlısı olanlar ise adeta ödüllendirilmektedir.