Söyleşiler

 

FİLOZOFÇA DÜŞÜNCELER, SÖYLEŞİLER/BELGE YAYINLARI

FELSEFE DÜNYASINA SABIRLI BİR YOLCULUK

Betül ÇOTUKSÖKEN
Filozofça Söyleşiler Düşünceler’de uzun soluklu elbette daha uzun yıllar sürecek olan felsefe serüvenini, Mehmet Akkaya bir bütünlük içinde, okurlarıyla, felsefeseverlerle paylaşıyor. “Filozofça” olduğu ileri sürülen ya da gözlenen ve söyleşi ortamlarında kendini var etmiş olan yazılarda Türkiye’nin farklı düsünsel-felsefi “sesleri” kendine yer buluyor.
Mehmet Akkaya, felsefi yöneliminin oluşmasına katkıda bulunanlarla yaptıgı söyleşilerle, Nermi Uygur’un sık sık kullandığı bir deyimle, “arı-duru bir Türkçe”yle kaleme aldığı yazılarıyla, Türkçe yoluyla; Türkçede yapılan felsefenin ne durumda olduğuna, dışdünya-düşünme-dil ya da son yıllarda dikkati çektiğim yeni bir üçlüyle, insan-dünya-bilgi arasındaki ilişkilerin sorunlu yanlarına, sorunlu bölgelerine diyalog ortamında, söyleşiler çerçevesinde dokunuyor. Mehmet Akkaya, sadece yazarlık yoluyla değil, günümüzün yeni iletişim kurma tekniklerinin de sunduğu olanaklardan yararlanarak, televizyon aracılığıyla da daha çok sayıda kişiye ulaşılmasına, felsefe kültürünün yayılmasına katkı sağlıyor.
Mehmet Akkaya; Cengiz Gündoğdu’nun ve Berrin Tas’ın inançla, dirençle varkıldığı İnsancıl dergisi çevresinde felsefe dünyasına girdi. Bu çevreyle olan bağı sürüyor ve İnsancıl dergisi felsefeye, felsefi söyleme, özellikle Türkiye’de, Türkçede sürdürülen felsefe çabasına yaptığı katkıyla dikkati çekiyor. İste Mehmet Akkaya da yıllardır bu çalışmaların içinde yer alıyor. O; sabırlı, dirençli, hedeflerini bilinçli olarak belirlemiş bir kişi. Belleğimi iyice yokladığımda, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Felsefe Bölümünün bulunduğu koridordaki 201 numaralı seminer odasında yaptığımız “Bilgi Teorisi” derslerindeki imgesi canlanıveriyor. Bugün gibi anımsıyorum, dersleri ne denli büyük bir dikkatle izlediğini.
Mehmet Akkaya felsefe alanına, felsefe çevresine girmek için yıllarca uğraştı, didindi; gerçekten büyük zorluklarla başa çıkmaya çalıştı; bütün bunları çok yakından biliyorum. Esoterik ortamlar, akademi çevresi kolay açmaz kendini dışarıya ya da dışarıdakini kolay kabul etmez içeriye. Ama o direndi; direngenliğini zamana yaymayı bildi. Çünkü o izleyen, iz süren, vazgeçmeyen biri. Maltepe Üniversitesinde sürdü felsefe çabası. 2000 yılından beri benim de içinde yer aldığım Maltepe Üniversitesinde yapılan felsefe çalışmalarına çeşitli bağlamlarda katıldı. Sevgi İyi’nin danışmanlığında, Dil ve Kültür Bağlamında Nermi Uygur`un Felsefe Anlayışı konulu bir tez hazırladı; Felsefe Bölümü olarak düzenlediğimiz toplantıları izledi ve izlemeye de devam ediyor.
Mehmet Akkaya “yaşamboyu öğrenim” kavrayışıyla felsefe ile
olan bağını sürdürüyor. Adı böyle konsun ya da konmasın, bir düşünme boyutu, bir bilgi alanıyla kurulan bağ, ömürboyu, yaşamboyu olduğunda verim de alınıyor. Burada sözü edilen verim ün, unvan, statü ya da başkaları değil; yaşanan ve diğer öznelerin ilgisine, değerlendirmesine açık kılınan içtenliğin, sonunda gelip dayandığı nokta. İşte Mehmet Akkaya tüm alçakgönüllülüğüyle tam da burada duruyor. Tüm çalışmalarından dolayı kendisini kutluyor; yapıp ettiklerinin tümünü, gerçek bir başarı öyküsünün anlamlı birer parçası olarak, bir direniş öyküsü olarak değerlendiriyorum.